Barış Güleç | İmza

Pathetique Sonata

Çoğu ruh bu dünyada olamayanı arar. Arayışa sebep, bu dünya acılarla dolu oluşudur; inciticidir… Dünyada anlam, izafidir. Hayatı algılarken  bu zihin yapısına sahip olan kişi “disleksi”dir. Kavramlar duygularla, soyut somutla üstüste oturmaz. Duygularla çekilen her fotoğraf “paralaks” olmaya mecburdur. Anlaşılmaktansa anlaşılmamayı, teşhirdense kaçmayı tercih eder.

Ama bu ruhlar, aralarında –çağlarca fark olsa dahi- okült/ezoterik bir lisanla konuşurlar. Kimi zaman “Sühen-saz-ı hamuşi hem-zeban ister mi, ister ya…” derler kimi zaman da Pathetique Sonat’ı bestelerler.

Mozart K457 benzer benzemesine, kendi 5 numaralı sonatına da benzer… Do minör’ün zirveleridir bunlar ama bunların en heyecan verici olanı 27 yaşında yazdığı bu sonattır.

Birinci bölümün girişi o kadar cezbedici ki kalp atışlarınız grave’den allegroya sürekli yükselip düşer…. Yükselen ve alçalan ritme hakim olmak, ancak müzikalitesi yüksek usta bir piyanistin becerebileceği bir şey. 180km hızla giderken yolculara belli etmeden 30km hızla kavşak dönmek gibi… Ortalama olanların foyasını çıkarır.

2.bölümde görülen rüya aslında fırtına öncesi sessizlik. Eğer bir kere bu sonatı dinlemiş iseniz, çok acıktığınız zaman  yemek siparişinizin gelmesini bekler gibi üçüncü bölümü beklersiniz.

3. Bölüm… Rondo… ama neşeli değil hüzünlü bir rondo… Tema nefes almanızı güçleştirirken, ruhunuzda yaktığı ateşi körükleyen ve baslarda yerinde duramayan arpejler size sırlar fısıldar… hele finalde bir cümle var ki o da kalbinizin vücudunuzun dışında attığını zannettiren 10snlik bir özet. Sadece eserin değil; bestecinin, icracının ve dinleyicisinin tüm varoluşunun özeti… imbikten geçmişcesine yoğun!