Barış Güleç | İmza

Makamlar ve Renkler

Makamlar ve Renkler

Eskiden yakinim olan her insanın, neşv ü nema bulduğu bir makam vardı bende… her makamın da bir rengi… mesela, ferahfeza saray yazılarındaki çivit mavi ile birlikte kullanılan ‘bordo’ydu… komik gelecek ama, kışın -babannemden öğrendiğim- pancar turşusu yapacaksam, mutlaka suzidilara mevlevi ayini ni dinlemem gerekirdi; çünkü o renk o makamı ister… hüseyni koyu yeşildi… bayati mizaçlı bir insanla gün içinde konuşabilirdim… ortada güneş yoksa saba, bestenigar (saba vakur, bestenigar lirik…) ama güneş doğuyorsa işte o zaman ‘sabadan acemaşirana geçiliyor’ demektir… babam evcara -değişik/sihirli aralıklar-, annem mahur -huzur-du, acaba “hüzzam” la ne zaman tanışıcam derdim ve beklerdim…. kendimi de sultaniyegah zannederdim… hem doğu vardı bende hem batı; hem hicaz vardı, hem de… nihaventtim!..
bu yaşlarda en çok üzüldüğüm ise, artık bu hissiyatımın yok denecek kadar körelmesi… tanıdığımda, makamlara ve renklere izafe edemediğim her insan, bendeki makamları ve renkleri sildi… makamsız ve renksiz her olay, sükut-u hayalim oldu…
20li yaşlarımdan sonra giren kelimeleri pek sevemedim…
kaçtığım külbe-i ahzan, makamlarımı, seslerimi aradığım yer…