Hayatı imbikten geçirmek gibidir bizim müziğimizi dinlemek

İmbik, belki de duyduğunuz ama ne olduğunu bilmediğiniz bir araç.Ne işe yaradığını söyleyeyim: Bununla damtırsınız; Rakı da yapılır gül yağı da… Mesela 4 ton gül koyarsınız, O size 800-900 gr gül yağı verir. İçine koyduğunuz her ne ise onu saflaştırır, yoğunlaştırır. Nereden aklıma geldi? “Yine zevrak-ı derunum kırılıp kenâre düştü”yü dinliyordum… Klişe bir düşünce aklımda beliriverdi :/ “Normal bir vatandaş bu eseri anlamaz ki ya hu” düşüncesi… Şeyh Galib’in gazeline İsmail Dede’nin bestesini Bekir Sıdkı’nın sesinden hakkıyla dinlemek öyle her kula nasip olmaz. Kulağına bir yerlerden gelse bile ‘ezan okunuyor’ zanneder (yaşanmış bir olaydır☺) Dinlese hatta söylese bile ‘eserle hemhâl olamaz’  olmayınca olmuyor işte. velhasıl anlaşılmıyor. Anlamak çok mu gerekli?! El-cevap: Çok da gerekli değil valla! Kızarmış ekmeğe, tereyağ sürüp o erirken ve balı da sürüp onun üzerine ceviz koyup yemenin keyfinden habersiz olanlar bunun eksikliğini de hissetmezler. Ama sanatı idrak edenler en azından ‘savaş’a meyletmezler gibi bir önyargım var (kimbilir belki de önyargı değil, gerçektir). Tamam tamam savaş mevzuunu da o kadar büyütmemek lazım. Yemek içmek kadar dünyanın doğasına uygun bir şey; neyse konumuzdan sapmayalım… Yüksek sanat, medeniyetin-kültürün imbikten geçmiş hali… Düşünsenize, sadece bir şarkıda hem edebiyatın hem musikinin hem de icranın yüzyıllarca belki binyıllarca meşakattli yolculuğundan sonra, tam olgunluğa erdiğine – kemalatına şahit oluyorsunuz. Zamanın, kültürün, medeniyetin, tasavvufun, aşkın, sanatın vs.’in imbikten geçmiş sadasını duyuyorsunuz.

Çok havalı bir eylem, ciddiyim. Gelir durumu iyi olanlar için Porsche Cayenne’e binmek; vasatlar için Birkenstock terlikle gezmek gibi…

Yayınlayan

Barış Güleç

Hz. İsa Efendimizin tevellüd-ü şerifinden takribi 1979 yıl, hicretten dahi tam 1399 sene ahirinde tarrakası ile meşhur Şehri-i İstanbul'da tevellüd eder. Evvela bedii san'atlara meftuniyeti ile suzan, ahirinde amel-i musiki ve fen-ni belagat ile nalan ü giryan olur. Nazar-ı dikkatini celb eden alamet-i farikaların esrarına duçariyet bu vakte tekabül eder ki ünsiyet ettiği zevat-ı kiramdan mezkur konularda feyz alır. Ecnebi sanat-ı kamilesi ile hayran-ı ebedinin kalbinde, ruhunda, fikrinde kıyametler va dahi mahşerler zuhuru bais olur. Pertev-i ümid çerağı yanar tutuşur. Söz uzun hayat kısa; hülasa: perestkar-ı hayal, bende-i ebediniz nam-ı "Dreamer", amel-i dünyevisine payitaht-ı Osmaniye’nin başkenti Şehr-i Hüdavendigar'da devam etmektedir. Şirket-i sanisi ile beynelmilel münasebet-i müspetini tekmil etmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir