Barış Güleç | İmza

Okunmayan yazılar, karşılıksız aşklar ve değeri “sonradan anlaşılacak” sanatçılar (I)

Sunar bir cam-ı memlu bin tehi peymaneden sonra Döner vefk-i murad üzre felek amma neden sonra Binlerce boş kadehten sonra bir dolu kadeh sunar.. ve en sonunda muradımın doğrultusunda döner bu felek.. amma neden hep en sonunda? Epeyce eskiden bir radyo tiyatrosu dinlemiştim. Sanki bir komedi gibi başlayan fakat dramatik şekilde sonlanan bir hikayesi vardı. … Okumaya devam et “Okunmayan yazılar, karşılıksız aşklar ve değeri “sonradan anlaşılacak” sanatçılar (I)”

İstidad-ı Aşk

Bende Mecnun’dan  füzûn aşıklık istidâdı var Aşık-ı sâdık benim, Mecnun’un ancak adı var Fuzuli Bende Mecnun’dan çok daha fazla aşık olma kapasitesi var Gerçek aşık zaten benim, Mecnun’un (benim yanımda) sadece adı var Geçen yıllarda seyrettiğim bir film, resim sanatına ve sonra diğer sanatsal eserlere bakış açımın değişmesine sebep olmuştu.. Sophia Loren’in oynadığı filmde, heykellerin … Okumaya devam et “İstidad-ı Aşk”

Pathetique Sonata

Çoğu ruh bu dünyada olamayanı arar. Arayışa sebep, bu dünya acılarla dolu oluşudur; inciticidir… Dünyada anlam, izafidir. Hayatı algılarken  bu zihin yapısına sahip olan kişi “disleksi”dir. Kavramlar duygularla, soyut somutla üstüste oturmaz. Duygularla çekilen her fotoğraf “paralaks” olmaya mecburdur. Anlaşılmaktansa anlaşılmamayı, teşhirdense kaçmayı tercih eder. Ama bu ruhlar, aralarında –çağlarca fark olsa dahi- okült/ezoterik bir … Okumaya devam et “Pathetique Sonata”

Hayatı imbikten geçirmek gibi bizim müziğimizi dinlemek

İmbik, belki de duyduğunuz ama ne olduğunu bilmediğiniz bir araç. Ne işe yaradığını söyleyeyim: Bununla damtırsınız; Rakı da yapılır gül yağı da… Mesela 4 ton gül koyarsınız, O size 800-900 gr gül yağı verir. İçine koyduğunuz her ne ise onu saflaştırır, yoğunlaştırır. Nereden aklıma geldi? “Yine zevrak-ı derunum kırılıp kenâre düştü”yü dinliyordum… Klişe bir düşünce aklımda … Okumaya devam et “Hayatı imbikten geçirmek gibi bizim müziğimizi dinlemek”

Sanat orada(İstanbul), Televole burada (Bursa)

“Yazmayayım, yazmayayım…” diyorum ama yazmadan da ruhumu yatıştıramıyorum. Klişe ifadeler kullanarak “enayi yerine konmak istemiyorum…” da demek istemiyorum “Bursa bunu haketmiyor…” da… Ama hissettiklerim bu söylediklerime benziyor… Neden bahsediyorum? 25 Mayıs 2015’te “54. Bursa Festivali” başlayacak. 31 Mayıs 2015’te de “43. İstanbul Müzik Festivali” başlayacak. Başlayacak başlamasına da, bu senkronize iki festival arasında, kartal arabalarının … Okumaya devam et “Sanat orada(İstanbul), Televole burada (Bursa)”

Söz ve Çığlık

Bazen basit bir günlük deyiş, esaslı bir farkındalık sağlayabiliyor. Mesela “ağzı olan konuşuyor” deyişi böyle. Bu deyiş konuşmanın ne denli sıkıcı hale gelebildiğinin de bir işareti. Bir bıkkınlığı, usanmışlığı ifade ediyor. Konuşma özgürlüğü meselesinde bu noktadan sonra söz konusu bıkkınlığın da hesap edilmesi gerekiyor. Çünkü faşizm ve her türlü faşizan eğilimler bu bıkkınlığı işlemede çok … Okumaya devam et “Söz ve Çığlık”

Saatler zamanı ölçmez!

Günümüzdeki gelişmişlik aşamasında, zaman, bilindiği üzere, çok yüksek düzlemdeki bir sembol sentezidir; gerek toplumsal, gerek bireysel gerekse de doğal hayatın akışı içindeki peş peşe olayların zamansal konumlarını birbiri ile ilintilemeye yarayan bir sentez. Takvimin sembolleştirdiği zaman buna güzel bir örnektir. Aslında bir daha geri gelmeyecek yılların o sembol düzlemindeki akışı içinde sembol birimleri olarak yerleştirilmiş … Okumaya devam et “Saatler zamanı ölçmez!”

Aşk ezoterik bir mefhumdur…

Hâme gibi dü zebân u yek dil Bir bahsi olurlar idi nâkıl Şeyh Galip (Hüsn ü Aşk) Sahip olunan üst kategoride aynı tasnife tâbi tutulan fenomenlerin, bir alt kategoriye geçtiği zaman farklılaşması ve hatta tezat bir görünüm arz etmesi eşyanın hakikatinin hem heyecan verici doğası hem de vaka-i âdiyesidir. Senkretik bakış sahibi kişiler için mucizevi … Okumaya devam et “Aşk ezoterik bir mefhumdur…”

Akordu bozuk enstrümandan müzik dinlemektir, yaşamak!

İlk eserine başladı… Gitarda tınlayan bir majör akor… Aynı saniye içinde kafama iki kere vuran şeyler hissettim. Anladım ki, gitarın altı telinden en az ikisinin akordu yok. Üzüldüm, heyecanına verdim gitar çalıp şarkı söyleyen kızcağızın; ilk eserini çalarken söylemeyi bırakıp sazını akort etmek yerine bir sonrakine düzelterek başlayacağını varsaydım. Ama öyle olmadı! Dört ya da … Okumaya devam et “Akordu bozuk enstrümandan müzik dinlemektir, yaşamak!”